Kategoriler
Genel

Su Hayattır

Su, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomunun belli açıda oluşturdukları moleküle verilen isim.

Hidrojen tek başına yanıcı iken, Oksijen de yakıcıdır. İkisi birleşmiş söndürücü olmuş. Kimyasal formülü H2O. Hayvan ve bitkilerin esasıdır. Hayatın en önemli unsurudur. Maddenin 3 halinin (Katı, Sıvı ve Gaz) yeryüzünde var olduğu tek maddedir. Başka maddelerde bu hallerden sadece bir veya ikisini görürüz.

Dünyanın yüzeyinin 4’e 3’ü okyanuslarla kaplıdır ve yeryüzündeki suyun %97’si okyanuslarda bulunur. Geriye kalan %2’lik kısım buzullarda, %1’lik kısım ise tatlı su olarak kullandığımız, nehir ve göllerde bulunur. Dünyanın en büyük tatlı su gölü Hazar denizidir. Sonra Amerika-Kanada sınırında bulunan Michigan ve Superior gölleri gelir.

Su sıkıştırılamaz bir sıvıdır (incompressible). Teknik dille söylersek: Divergence of water flow is zero.

Birçok sıvıdan farklı davranır. Mesela sıvılar soğurken yoğunlukları artar, çünkü hacimleri küçülür. Suyun yoğunluğunda ise azalma olur, çünkü hacmi büyür. Böyle olmasaydı deniz veya göl yüzeyi bir kere buz oldu mu, dibe batardı. Bu da sudaki canlıların ölmesi demekti.

Su +4 derecede en küçük hacime sahiptir. Sıcaklığı artırırsak hacmi büyür, sıcaklığı azaltırsak hacmi gene büyür.

Tatlı suyun kaynama noktası 100 derece, donma noktası ise 0 derecedir. Tuzlu suyun donma noktası daha aşağıdadır. Bu yüzden yollar donmasın diye tuz dökülür. Böylece dışarısı -10 bile olsa yollardaki su donmamış olur. Buzlu yollar kaygan iken, sulu yollar o kadar tehlikeli değildir.

Arabalarda antifriz kullanırız. Bu da aslında suya bir miktar kimyasal madde karıştırarak donma noktasını aşağıya, -30’lara çekmek amaçlıdır. Sibirya’da arabalar geceden açık bırakılır, sabaha kadar çalışır, ya da sabah arabanın altında ateş yakılır, böylece borularda donan su erimiş olur. Şimdilerde aküyle çalışan ısı battaniyeleri çıkmıştır, arabanın donmaması için kullanılır.

Saf suyun tadı yoktur. Rengi de olmaz. Saydamdır. İçtiğimiz suyun tadını veren içindeki minerallerdir.

Susuz hayat yoktur. Enbiya süresi 30. ayetinde Allah-u Teala şöyle buyurur: “Her canlı şeyi sudan yarattık, suyla diri (canlı) kıldık”.

İnsan vücudunun nerdeyse %60’ı sudur. Su olmadan yaşayamaz. Yiyecek olmadan daha uzun yaşayabilirken, susuz en fazla birkaç gün yaşayabilir. Belki susuz bir haftadan fazla yaşayanlar olmuştur ancak bu durumda bazı organları zarar görmüştür (böbreklerdeki nefronlar özellikle). Onun için günde şu kadar su tüketin diye boşuna demezler.

Su, yaşam için vazgeçilmez bir maddedir. İnsanoğlu suyun bu özelliğini bildiği için evrenin başka yerlerinde su arıyor. Su varsa hayat vardır. Ayrıca biliminsanları dünyaya su nereden gelmiştir, bunu araştırıyor.

Dünya yaklaşık 4.5 milyar yaşında. Dünya daha bebek iken yüzeyi çok sıcaktı. Suyun olma ihtimali zayıftı. Biliminsanları suyun kuyruklu yıldızlar veya dünyaya çarpan asteroidler tarafından getirildiğini düşünüyor. Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın 67P isimli kuyruklu yıldıza gönderdiği ve geçtiğimiz günlerde haberini aldığımız Rosetta uzay aracı bir kısım bilgiler gönderdi. Anlaşıldı ki kuyruklu yıldızın üzerinde normal su değil, döteryum (ağır su, D2O) bulunuyor. Ağır su, hidrojenin iki izotopu ile oksijenin iki izotopunun oluşturduğu bir sudur, zehirlidir. Dünya’da çok az bulunur. Hidrojeni daha fazla olduğu için nükleer santrallerde soğutma için kullanılır.

Kur’an’da birçok ayette suyun gökten indirildiği ifade edilir. (Bakınız: Bakara 164, En’am 99, Rad 17, İbrahim 32, Hicr 22, Nahl 11, Nahl 65, Furkan 48-50, Neml 60, Fatır 27, Zuhruf 11, Kaf 9-11).

Su donduğunda buz olur. Buz olurken hacmi %9 kadar artar. Bunun için donan su boruları çatlar. Çeşmeler bazen bunun için açık bırakılır.

Buz denince akla ilk gelen suyun katı halidir. Buza benzeyen başka bir buz daha var. Karbondioksit buzu. İlginçtir, bu maddenin sıvı hali yoktur. Yani gaz halinde bulunurken soğutulursa buz haline gelir. Yaş hale gelmediği için olsa gerek kuru buz (dry ice) da denir. Bildiğimiz soda’nın içinde Karbondioksit gazı vardır. Mars gezegeninin kutuplarında bulunan buz, kuru buzdur.

Su döngüsü

Suyu bünyemize alıp, bir şekilde kullanıp aslında atıyoruz. Terlerken, idrar yoluyla su atıyoruz. Kirli sular bir şekilde buharlaşma yoluyla havaya karışıyor, bulut oluyor, yağmur olarak yeryüzüne geri dönüyor. Biz de tatlı su kaynaklarından alıp tekrar içiyoruz. Bu döngünün bir benzerini uzaya giden araçlara yaptılar. Orda idrar yoluyla ve terle atılan suyu temiz suya çeviren sistemler, filtreler ne kadar iyi yapılabilirse o kadar avantajlı olacak. Mars ve daha uzak uzay yolculuklarında taşınan su miktarı düşecek. NASA’nın Orion programında en büyük problemlerden biri su miktarı. Şu anda uzay mekiğindeki tekrar kazanılan su miktarı %85 civarında imiş. Uzay elbiseleri için de su ve su buharı problemleri çalışılıyor.

Su aşındırır ve keser

Su bazı metalleri kesmek için kullanılır. Çok ince verilirse her su molekülü kazandığı kinetik enerjiyi verip ayrılır, dolayısıyla suyla, demir, çelik, mermer gibi sert cisimler kesilebilir. Ayrıca bu özelliğinden dolayı polisler protesto eden grupları dağıtmak için suyu kullanır. Kolorado nehri, yıllar boyunca yatağını aşındıra aşındıra Büyük Kanyonu (Great Canyon) oluşturmuştur. Eski camiilerin şadırvanlarında suyun aşındırdığı mermerleri görmek mümkündür.

Su molekülünde Oksijen ile Hidrojen atomları arasında 108 derecelik bir açı vardır. Bu yüzden bir dipole momenti vardır. Her taze yiyecek içinde de su olduğuna göre, bu moment bize yiyecekleri Mikrodalga fırında ısıtmamızı sağlar. Bu moment olduğu için elektromagnetik dalga verilen bir yiyecek içindeki su molekülleri enerji soğurmaya başlar. Bu sayede yiyecek merkezden dışarı doğru ısınmaya başlar. Normal fırın ısıtmalarında ise ısınma dışardan içeri (merkeze) doğrudur.

Su kritik bir noktada (-2 derecede) kristalleşmeye başlar, kar olur. Çeşitli kristal şekiller alır. Kar genellikle hava sıcaklığı -4 °C ile -20 °C arasındayken yağar.

Su aynı zamanda dünyada birçok savaşın sebebidir. Altın gibidir. Dünya nüfusu arttıkça önümüzdeki yıllarda önemi daha da artacaktır.

Yazar Lokman Kuzu

Konya Karapınar'da doğdum. ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliğini 1997'de bitirdim. Sonrasında Özbekistan, Amerika, Fransa ve Japonya'da çeşitli zamanlarda çalıştım. Şu an Ankara'da bir savunma şirketinde çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.